11 Nisan 2014 Cuma

BEŞİKTEN MEZARA KADAR HİZMET: "BELEDİYECİLİK"

BEŞİKTEN MEZARA KADAR HİZMET:
BELEDİYECİLİK
Mustafa Nevruz SINACI
Bu makale 29 Mart 2014 Cumartesi günü kaleme alındı. Şimdiyse artık, adına “seçim” (!) denilen “usulen tefhim ve fiilen icra” işlemi sona erdi. Buna göre: Seçmen vasfını haiz pek çok vatandaş; Milli irade/kamu vicdanı, demokratik usul, adalet ve hukukla hiçbir ilgisi, alâka ve bağlantısı olmaksızın salt “parti sahipleri” tarafından bulunup atanan Büyükşehir, il, ilçe ve belde Belediye Başkanı, Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi Üyesi adayları (köy ve mahalle Muhtarlıkları hariç olmak üzere) cebren, hile ve dayatma yoluyla oylanmak suretiyle; İnsan hakları, adalet ahlâkı, demokrasi, hakkaniyet ve hukuk ilkelerine en aykırı biçimde;, Yani en açık dürüst anlatımıyla: “devletin sahibi millete rağmen” belirlenmiş oldu.
Üstelik böylesine aykırı, kamu vicdanı ve millet iradesine aykırı eylem; Devlet düzeyi ve mahalli idareler (yerel yönetim) bağlamında “en değerli varlığımız, ana unsurumuz ve milli hazinemiz olan” insan formuna doğrudan hizmet alanında ifa ve icra edildi. Daha açık ve net bir izahla: Görevi, beşikten mezara kadar “hiçbir karşılık beklemeden, sadece kamu yararı ve Yüce Yaratıcının rızası hürmetine” insan, hayvan, bitki, tarih, doğa ve kültüre hizmet olan bir alanda.; Hakiki sahip sıfatını haiz vatandaşların, kendilerini idare, şehri ihya, tabiatı ikame ve insan hayatını idame ettirecek kişi ve kadroları bizzat seçmesine izin vermemek çok büyük bir insanlık ayıbı, hak kavramı, adalet, evrensel hukuk ve demokrasi düşmanlığıdır.
Maalesef bunların tamamı, 01 Ocak 2014 ilâ 30 Mart 2014 tarihleri arasında tastamam vuku buldu!.. Hukuk çiğnendi, adalet ayaklar altına alındı, demokrasi ile kıyasıya alay edildi. Dahası, nedeni halâ anlaşılamayan (Ankara) Güven Parkı toplu taşım dolmuş parkı işgali gibi; Bu defa YSK önündeki eylemler bahane edilerek Mithatpaşa caddesi tamamen, bağlantılı yol, cadde ve sokak ise kısmen araç trafiğine kapatılarak, yüz binlerce vatandaş ile binlerce esnaf, hiçbir geçerli neden olmaksızın günlerce mağdur ve perişan edildi…       
Güvenpark işkencesinin sürmesi yetmezmiş gibi, burada da tam bir zulüm başladı…
MADEMKİ VAKİ OLDU!..
Evet, mademki zorlama, dayatma ve millete rağmen., Bu atama, cebren, hile ve desise ile onaylatmalar oldu; Öyle ise, bari atamaları fiilen gerçekleşen eşhas belediyeciliği öğrensin, halka hizmet/hak’a hizmettir söyleminin ifa ve icra makamı olan Köy ve Mahalle Muhtarlığı, İl Genel Meclisi Üyeliği, Belediye Meclisi Üyeliği, Büyükşehir ve il/ilçe Belediye Başkanlığı görevlerini hakkıyla ve lâyıkıyla yapsınlar...
Artık bu dönemden itibaren kimse deli domuzlar gibi rüşvet almasın; İnsan altı yaratık ve şahsiyetsiz, haysiyetsiz mahlûkata özenip ayırıcılık, kayırıcılık, yolsuzluk, hırsızlık, kanun ve kitap dışı suiistimaller, ihmaller, ihanetler yapmasın. Başta ŞEHİR EMİNİ (Şehrin onurlu ve sorumlu kayyımı, yediemini) olmak üzere: Yardımcıları, Meclis Üyeleri, bilumum memur ve hizmetlileri namuslu, şerefli, dürüst, üretken ve çalışkan olsunlar. Şehir / Kent yönetimine kimse, günümüzün nefret, fetret ve sosyal illeti siyaseti sokmasın. Her ne kadar göreve gelme biçimi bu (antidemokratik, adalet, rıza ve ahlâka aykırı) olsa da.; İlerde sistemin düzeltilmesi, ıslah ve adalete iblâğı çabasını elden bırakmadan “adam gibi adam, insan gibi insan, namuslu, dürüst ve demokrat” saydam/şeffaf bir faaliyet, hayrî ve hasbi gayret, fedakâr/vefakâr çalışma içinde olunması insanlık, onur/erdem ve sorumluluk gereğidir…
PEKİ, 
NASIL BİR BELEDİYE VE BELEDİYECİLİK?..      
Her şeyden önce bilinmelidir ki, Belediyecilik İslâmi ve İnsani bir kurumdur.
Demokrasi, insan hakları, adalet, hukuk ile buna mümasil bilumum hak, ödev/görev, sorumluluklar ile bilumum varlığa karşı vecibelerin odak noktası belediyeciliktir. Bu anlam ve bağlamda belediyecilik, “kesinlikle ve asla, adil-eşit ve makul bir vergi dışında başkaca bir bedel / ücret ve karşılık alınmayan” bütün hizmetlerin maliyet, imece ya da ikame yoluyla, en uygun ve ucuz şartlarda karşılandığı kamu yararı esaslı bir kurumdur. Ayrıca, günümüzde rant olarak nitelenen “kentsel değer artışı”nın adaletle paylaşıldığı bir yaşam alanıdır.
Şehirler için aile ne ise, devletler içinde Köy ve Belediyeler aynıdır. İleri ve medeni bir ülkenin köy, mahalle ve belediyeleri mamur, müreffeh, temiz, huzurlu ve güvenli; Geri kalmış veya az gelişmiş devletlerin mukabil yerleşim yerleri ise: Düzensiz, bakımsız, imarsız, pis, perişan, yaşanamaz bir halde ve her haliyle laçkadır. Hırsızın, yolsuzun ve yolsuzluğun olduğu yer, henüz şehir olamamış veya şehir vasfını yitirmiş pis ve necis bir viranedir.     
Dolayısıyla “şehircilik” yaşam kalitesi ile doğru orantılı olmak zorundadır.
Yaşam kalitesinin yüksek, “zenginlik ve fakirlik arasındaki açının dar”, emniyet, adalet, huzur ve güvenliğin tam olmadığı bir belde’de (yerleşim yerinde); Devletin gölgesi, Hükümetin yansıması hikmet ve kesinlikle bir belediye teşkilâtı yok demektir ki, bu durumda, şehir menfaat grupları, çıkarcı ve organize çetelerin eline geçmiş demektir…
BU NEDENLE!..
Köy, Belde, İlçe, Şehir ve Büyük Şehirler dâhil olmak üzere, ülkedeki bütün yerleşim yerlerinde: Öncelikle tarihi, doğal ve kültürel dokunun tam bir kadirbilirlik, tarihe, tabiata ve bütün canlılara karşı vicdan borcu, onur, erdem, sorumluluk, sahiplik şuuru ve kıskançlıkla korunması; Mümkünse, “orijinaline halel” getirmeksizin ihyası, bütün belediyelerin olmazsa olmaz görevi olup; Buna pınarlar, bütün su kaynakları, çay, dere, deniz, nehir ve göl’ler ile her türlü duru / stabil ve akar suların mutlak bir özenle korunması, sürekliliğinin kesinlikle sağlanması, sair atık, lâğım ve pislik karışımına izin verilmemesi dâhildir.
Aksi takdirde ilgili belediyede insan yok demektir.
BEŞİKTEN MEZARA KADAR HİZMET
Bir şehrin suyu tam bir güvenle içilemiyor; Altyapısı mükemmel işlemiyor; Göl, dere, nehir ve denizlere lâğım bağlanıyor, atık ve pis su veriliyorsa; Esnaf denetlenmiyor, üretici ile tüketici korunmuyor ve komisyoncu kontrol altında tutulmuyor; İmar/inşa/ihale ve sair hizmet karşılığı halktan rüşvet alınıyor, ayrımcılık / kayırmacılık yolsuzluk ve suiistimal yapılıyorsa; Her tür gıda maddesinin üretim, içerik (muhteva) ve satışında; Hileli katkılar, zararlı karışım, GDO, hormon ve sair kimyasal mazarrat müdahaleleri önlenerek “İnsan, Hayvan ve bilumum canlı sağlığı” özenle korunmuyorsa: Mezkür belediye başkanı ve bilumum yönetici ve meclis üyelerinin tamamı gâvur parası ile beş kuruş etmez demektir.
KÖTÜLER HAYIRSIZ, UĞURSUZ VE LÂNETLİDİR.
Ki, bu necis mahlûkata itaat ve itibar caiz olmadığı, vazife icraları gayrimeşru olduğu cihetle, her çareye başvurup, bu mazarratın şehir ile ikamet ve görev yönünden bağlantılarının kesilmesi; Sorumlular için mutlak bir vecibe, halk için ise meşru bir hak’tır.  
Ayrıca imar-inşa, sanayi-ticaret, çevre temizlik işleri; Hazır, imal ve yetiştirme ürün sağlığı, gıda-hijyen ve genel sağlık konusunda süreklilik arz eden takip ve disiplin; Hizmet sektörü, sanayi-ticaret, imalât ve inşaat alanında kâr oranlarının minimize edilerek denetimi; Fahiş fiyat, stokçuluk ve spekülâtörlüğün kesinlikle önlenmesi, ölçüde adaletin sağlanması, reel bütçe, kapıların halka açık olması…
Fakir-fukara, garip-guraba, yoksul, kimsesiz, engelli (sakat) vatandaşların sığınağı, kimsesizlerin kimsesi, çaresizlerin çaresi; Katılımcılık, öğrenci, sanayi, esnaf ve üniversite ile işbirliği, şeffaflık / saydamlık, halk eğitimi, yerinde değerleme kaydıyla kentsel dönüşüm;
İlim, kültür, sanat ve edebiyatta kitlesel teşvik, toplumsal ilerleme…
Ücretsiz veya ucuz mezar, doğumhane, hastane ve cenaze işlerinde kolaylık…
Toplu taşım ve kent içi ekonomik ulaşım; Dini/milli bayramların geniş katılımlarla kutlanması; Asgari konforu haiz ucuz konut ve işyeri üretimi vs. belediyelerin görevidir.
Belediyeler, varlık nedenleri ve asli görevleri nedeniyle kâr amacı güdemez; Rantla uğraşamaz ve aracılık yaparak hiçbir kişi, kurum veya kuruluşa; Makamdan, mekândan ve aslen halka ait imkândan menfaat sağlanmasına alet edilemez.
Velhasıl, belediyecilik hayrî ve hasbî bir iştir.
Yerinde hayır ve hasenat, mutlak surette ve ancak “yerli” tarafından bilinir.
Bu nedenle, her derece ve düzey belediye seçilenleri “yerli” olmak zorundadır.  

1 yorum:

  1. Belediyeler halkın hizmetinde olmalıdırlar. Hep böyle görmüş ve bilmişizdir. Eskiden Belediyelerin gelirleri sınırlı idi. Şimdi gelirleri o kadar çok ki bazen taşıyor. Her Belediyenin ilk işi kaldırımları sökmek ve yenisini yapmak. Halka mı hizmet ediliyor, yoksa bazı yandaşlarına iş imkanı mı yaratılıyor. Namuslu ve dürüst çalışan Belediyeler, gerçekte halka çok iyi hizmetler verebilirler. İşsizliği önleyici tedbirler de alabilirler. Ellerindeki kaynakları iyi kullanırlarsa çok güzel hizmetlere imza atarlar. Pek sanmıyorum ama, gene de inşallah yaparlar diyorum.

    YanıtlaSil