6 Şubat 2014 Perşembe

Türk Basın-Yayın Dünyasının Kutup Yıldızı, Abide Şahsiyet Prof. Dr. İsa Kayacan

Türk Basın-Yayın Dünyasının Kutup Yıldızı, Abide Şahsiyet Prof. Dr. İsa Kayacan
Ali ADANIR
İkinci Dünya savaşı yıllarında yokluğun kol gezdiği ve yiyeceğin karneyle verildiği, 20 Eylül 1943 tarihinde Burdur ili Tefenni İlçesi’ne bağlı Ece köyünde dünyaya geldi.  Babası Hasan Hüseyin, annesi Güldalı olan, dört erkek kardeşin en küçüğü olarak, köyünde çobanlık yapan Ese tarlalarda çalıştı. Memleket toprağının her yerinde olduğu gibi zor şartlara rağmen, ailesi tarafından okula gönderildi.
İlkokulu Ece’de, Ortaokulu köyüne 3.5 km. mesafede olmasına rağmen, yürüyerek gidip gelerek ilçesi Tefenni’de bitirdi. Türkçe öğretmeni  Sadiye Özeren’in teşvikleriyle şiire ilgi duydu. Lise eğitimine başladığı Burdur’da  Avukat Talat Şener’in yazıhanesinde hem çalışıp, hem de okumaya çabaladı. Büroda daktilo ile tanışıp dava dilekçeleri ve raporlar yazarak, yazma becerisi elde etti.  Lise eğitiminin geri kalanını Ankara’da tamamladı.    Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümünden mezun oldu.  Anadolu köy ve kasabalarında elektrik, su ve yol bulunmadığı için köyünün eteğinde kurulduğu Eşeler dağına odun kesmeye giden emmi ve dayılarına hitaben yazdığı Merhaba adlı ilk şiirini 1956 yılının Kasım ayında kaleme aldı. İlk makalesi ise 24 Ocak 1961 tarihinde yayınlandı.
            Burdur Şeker Fabrikasında mevsimlik kömür işçisi olarak çalışan, daha sonra ağabeyinin dükkanında ayakkabı tamirciliği yapan Kayacan; Ankara’ya gelerek, 2004 yılında kaybettiğimiz Şair Halil Soyuer’in müdürlüğünü yaptığı Turist Otel’de resepsiyon görevlisi olarak çalışmıştır. 1963 yılında Artist Dergisi yarışmasında derece almış ve şair Osman Atilla ile tanışmıştır. Yüksek İhtisas Hastanesi kat sekreteri olarak görev yaptı.
7 Kasım 1964’te Sabahat hanımla evlenmiş ve bu evlilikten Serpil, Gül ve Filiz adında üç kız çocuğu dünyaya gelmiştir. Kimsenin şemsiyesi altına girmeden, koltuk değneklerine dayanmadan, arı gibi çalışarak, karınca sebatı ve ipek böceğinin titizliği ile korukları helva, dut yapraklarını atlas yapmış ve bilgi peteğini doldurmuştur. Öğrendiklerini kendisinde saklamayıp, Cennetmekân hocamız  Ahmet Tufan Şentürk’ün deyimiyle  şifalı suyu olan hayrat bir çeşme gibi ulusal ve yerel basının en ücra köşeleri ile paylaşmış ve kutup yıldızı gibi ilgiye en çok muhtaç olan yurdumuzun kırsal yörelerini aydınlatmıştır. 
Şakir Susuz’un sözleriyle adeta kalem yiyip, kağıt içerek, uyku ve istirahat nedir bilmeden rekorları alt üst eden 42 bine yakın makale yazmış ve bunları ülkenin bu gün kapananlar dahil 3562 gazete ve dergisinde yayınlamıştır. 1966 yılında köyünün ismi ile yayınladığı Ece Sanat dergisini aylık olarak 28 sayı çıkarmıştır. 130 kitabı yayınlanmıştır. Hayrettin İvgin hoca onun için varlığı dost ve arkadaşlarına her zaman güven vermiştir diyor.
            Rahmetli Hüseyin Yurdabak, Ankara ve yurdun çeşitli yörelerinde düzenlenen şiir toplantılarından, gazete ve sanat camiasından yakından tanıdığı hocamızın hasletlerini dizelerinde şöyle tasvir ediyor;
En güzel sıfatları benliğinde taşıyan,
Onda sıcaklık bulur ayazlarda üşüyen,
Kapmış güzellikleri Hak’tan İsa Kayacan,
O bir kültür alemi, tükenmeyen heyecan…
Destanlaşan köylü İsa Kayacan kitabı ile hocamızı anlatan ve ona sayısız şiir yazan yakın dostu Mustafa Ceylan’ın memleket sevdası  Burdur gölünden büyük, dağlardan yüce, okyanuslardan engindir demiş ve bu yazı fabrikatörü yazmış olduğu kağıtları değerlendirseydi, ülkenin en büyük kağıt tüccarı olur, yüzlerce saray, yat, kat ve apartman yaptırırdı demiştir.
12 Şubat 2002 tarihinde hayatının öteki yarısı ve en değerli parçası olan eşini kaybeden hocamız, o gün bugün mahzun ve kanadı kırık bir vaziyette, dünyanın en zor hallerinden birisi olan yalnızlık kabusunu, kızlarıyla ve gerçek dostları ile birlikte yenmeye ve onun hatıralarıyla oyalanmaya çalışıyor.
İş ve işçi Bulma Kurumu, Basın-Yayın, Trt ve birçok bakanlıkta basın müşaviri olarak görev yapan İsa Kayacan 27 Ekim 2005 tarihinde 42 yıl 9 ay 23 günlük anasının ak sütü gibi helal bir şekilde görev yaptığı, özveri ile çalıştığı kamu hizmetinden, Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri olarak emekliye ayrılmıştır. 
Türk dünyası , Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Azerbaycan ve Türkmeneli için sayısız makale, kitap ve şiir yazan, Türkiye ve Azerbaycan arasında dostluk köprüsü inşa eden, Dağlık Karabağ, Kıbrıs, Batı Trakya ve Kuzey Irak’ta yaşananları kaleme alan, Bakü, Kerkük, Taşkent, Girne, Semerkant ve Buhara’yı İstanbul’dan ayırmayanDünyanın neresinde Türk varsa ellerimizi uzatmalı ve kucaklaşmalıyız diyen Dr. İsa Kayacan’a; Hayrettin İvgin ve Nail Tan ile birlikte gittiği Azerbaycan’ın Başkenti Bakü’de Prof. Elçin İskenderzade ve Doç. Tamilla Abbashanlı Aliyeva’nın da hazır bulunduğu bir törende Vektör Beynelhalk İlim Şurası tarafından 16 Şubat 2006 tarihinde Fahri Profesörlük ünvanı verilmiştir.  Ekber Goşalı Azeri Türkçesiyle İsa Kayacan kaya gibi sert, çiçek gibi kevrek diyor. M.Yahya Efe hayatını Türk kültür, sanat ve edebiyatına adamış ve Anadolu halkının sesi olmuştur demiştir. Adana’lı şair Mansur Ekmekçi hocamız için çok sayıda şiir yazmıştır.
Anadolu basını fahri hemşerisi, duayeni, imparatoru, hamisi ve daha birçok güzel sıfat ile anılan hocamız defalarca yılın yazarı, gazetecisi, şairi ünvanı ile sayısız ödül kazanmıştır. Tırnağı ile kazıyarak geldiği her mevkide iyi niyetli, fedakar, velud bir gönül eri olarak, karşılıksız hizmet vermenin timsali olmuş ve ülkemizle birlikte yakın coğrafyamızda basın denilince akla gelen en hoş sada olmuştur. Her faniye nasip olmayacak katılım ve güzellikte yapılan bir törenle 8 Nisan 2006 tarihinde Ankara, 13 Mayıs 2006 tarihinde Burdur’da Türk Kültür ve Basın Yayınına 50. Hizmet yılı hazırlanan belgesel gösterimiyle kutlanmıştır. Yazdığı yazı ve kitaplarda hiçbir maddi menfaat beklemeden, sıkıntılarına rağmen, gönlünün dağı taşı altın bir vaziyette hep birilerine bir şeyler verme çabası ve memleket hasretiyle yanıp tutuşmuştur. Herkes beni Ankara’larda sanır, Burdur’da bir dam çökse içim parçalanır sözleriyle vilayetine olan aşkını anlatır. Ece köyünü, Tefenni ilçesi ve Burdur vilayetini her platformda tanıtmış ve sahip çıkmıştır. Memleketi de ona kayıtsız kalmamış, Köyünde adını taşıyan bir kütüphane kurulmuş, Tefenni’de bir sokağa, Burdur’da bir caddeye ismi verilmiştir. 
Vedat Fidanboy sevip saydığı ve yakından tanıdığı hocasının bu özelliklerini bakın nasıl anlatıyor; 
Dosta verir boğazından kısar da,
Gönlü delik deşik, cebi hasar da,
Garipleri hep bağrına basar da,
Boyun eğmez şaha İsa Kayacan.
4 Eylül 2012 tarihinde Ankara  Atatürk hastanesinde ameliyat olan hocamız için Murat Duman Nerdesin adlı şiirinde ona olan özlemini ve temennisini Rüzgarlı sokak’tan şöyle dile getiriyor;
Sapasağlam ayakta ömür sür kana kana,
Allah’ım şifa versin sen lazımsın Cihana,
Bu dünya çok fanidir yazalım Hak’tan yana,
Gözlerim seni arar hocam şimdi nerdesin.
Hocamız şimdilerde evinde kızı Gül hanımın yardımı ile geçirmiş olduğu ameliyatın tedavileriyle uğraşmakta olup, dergi, gazete ve kitap gibi onun gıdadan bile önce gelen ihtiyaçları bir vefa örneği sergileyen Şair İsmail Kara tarafından kendisine ulaştırılmaktadır. Kitap çalışmalarına aralıksız devam eden hocamız, gazetelere günlük makale göndermeye devam etmektedir. Tevazu, çalışkanlık ve özveriyi benliğinde yoğuran ve bir akarsu gibi zirvelerden doğan kaynağını  ovaları sulayarak enginlere taşıyan İsa Kayacan’ı anlatmaya çalıştığım şiirimle hocamıza sağlık ve afiyet diliyorum.

Yorulmadan yazı yazar,
Kâğıda damlıyor teri, 
Ücra köşelerde tozar,

Her zerresi gönül eri.
                                                        
Hiçbir menfaat gözetmez,
Öne çıkmaktan haz etmez,
Bakan, Vekil, İşçi, Memur,
Onun gözünde fark etmez…

Hoca’ma makale yazdım,
Dünya görüşünü sezdim,
Yazıların okuyunca,   
Ne kadar çok yeri gezdim..

İsa Kayacan’ın ismi,
Gazete’de çıkar resmi,
Rekorları alt üst etmiş,
Hoş bir sâda olmuş cismi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder