15 Temmuz 2015 Çarşamba

BİTTİN SEN BİTTİN‏!.. Rıfat SERDAROĞLU

BİTTİN 
SEN BİTTİN‏!..
Rıfat SERDAROĞLU 
Adamın namı almış yürümüş. Öyle usta bir atıcı imiş ki, uçan sineği bile metrelerce uzaktan vurduğu köy kahvelerinde anlatılır olmuş.
Sarıcalar Köyünün ağası “Kabaşeker’in Ahmet” adamlarına emir vermiş;
“Bu nasıl iştir? Köyde kasabada kimse benden bahsetmez oldu. Varsa yoksa bu avcı! Bulun getirin şu adamı, hünerini bir de bize göstersin!”
Emir demiri keser derler ya, Ağa’nın adamları avcıyı bulup getirmişler.
Ağa ve avcı önde, tüm köy halkı arkada ovaya doğru yürüyerek, ormana bitişik bir tarlaya gelmişler.
Ağa; Bak Avcı bu tarla benim, adı da Azmaklı Tarladır. 500 dönümden fazladır. Tarlanın bittiği yerde orman başlar. Buradan ormanda dolaşan Ceylanlardan birini vurursan, hem namın hem de aha şu 100 altın sana helal olsun.
Amma vuramazsan, tellal dolaştırıp senin palavracı olduğunu yayarım!
Avcı, tüfeğini omuzuna koymuş, dikkatle nişan almış ve ateş etmiş.
Ağa sevinçle bağırmış; “Bak vuramadın işte, Ceylan koşarak kaçıyor!”
Avcı; “Öyle değil Ağa, o vuruldu ama henüz farkında değil, 50-60 metre sonra düşer. Gönder adamlarını da Ceylanın ölüsünü getirsinler…”
İyi de bunu bana neden anlatıyorsun, dedim Urla-Balıklıova’dan Kasap Arnavut Ramiz’e!
Ramiz; Be aga, Tayyip’i kastediyorum. O, 7 Haziran’da vuruldu ama şu ana kadar farkında değil, kendisini sağlam sanır! Hala konuşur durur!
Eskiden onun için dünyayı yakardım, şimdi aha şu kibriti bile çakmam be ya...
Niçin böyle dersin be Ramiz Aga? Her seçimde Tayyip’e oy vermedin mi, üstelik tüm tanıdıklarına baskı yapıp oy verdirmedin mi, diye sordum!
Kasap Ramiz elini kafasına vurarak, makinalı tüfek gibi sıralamaya başladı;
“13 senede o zenginleşti, biz fakirleştik. Eskiden kilo ile et alanlar, dükkâna gelemez oldular. Geçen gün bir kızçe (kız çocuğu) geldi ve ‘Amca, annem kedimiz için 200 gram kıyma istiyor’ dedi.
O çocukların evinde kedi yok be Rifat aga! Onurlu insanlar işte bu durumda.
Tayyip’e oy verdirdiğim tanıdıklarım şimdi benimle dalga geçerler. Tayyip’in çocuklarının gemilerini, vakıflarını bana sorarlar!
Baktım dün akşam, deniz kenarında bir iftar vermiş. Çıkmış mikrofona bağırıp durur, PKK kötü, PKK hain diye!
Be Allahın kulu, sen bunları başımıza bela etmedin mi?
Oslo’da bunlarla masaya sen oturmadın mı?
Habur’da sen davul-zurna ile Asker-Polis katillerini karşılatmadın mı?
İmralı’daki Öcalan ile sen yıllarca görüşmedin mi?
Güneydoğu’da olanları biz bilmez miyiz? Daha dün Karabatak Necati’nin oğlu Şırnak’tan geldi. PKK orada devlet olmuş be ya, sen ne dersin!
Geçen gün İzmir’e gittim. Her tarafı Suriyeliler sarmış. Türkiye’de miyiz yoksa Suriye’de miyiz vallahi belli değil. Yakında bunlar, bizim evlere de dadanırlarsa şaşmayasın! Ah Tayyip ah, kendi vatanımızda bizi rahat gezmez hale getirdin ya, Allah bildiği gibi yapsın seni…”
Durdurmasam daha devam edecekti Ramiz aga!
Bir soru sorup, iznini isteyeyim dedim;
Tayyip, yeniden seçime gitmek ister. Seçim olursa yine aynı oyu alabilir mi! dedim!
“Be Rifat aga ben sana ne dedim?
Ben eskiden Tayyip için dünyaları yakardım ama artık onun için kibrit bile çakmam be ya! İnadına her yeri dolaşıp “Oy Vermeyin” diye bağıracağım.
Bak bir saattir konuşuyoruz. Dükkâna bir kişi olsun gelmedi. Akşama kadar burası böyle dedi…”
Bayramda görüşelim diyerek vedalaştık.
Anladım ki bu Tayyip iyice bitmiş. Yakında hesap verme dönemi başlayacak. Danıştay, YSK, RTÜK, Anayasa Mahkemesi derken, devlet bile bunlardan yüz çevirmiş. Sıra tüm yolsuzlukları bilen bürokratların konuşmasına geldi.
Bunlar bir konuşmaya başlarlarsa, seni ben bile kurtaramam be delikanlı!
Bittin sen bittin…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder