19 Kasım 2014 Çarşamba

Rıfat Serdaroğlu: "STRATEJİK MONTAJ!.." Hadi bakalım Başbakan Ahmet!

Rıfat Serdaroğlu: STRATEJİK MONTAJ!...
Hadi bakalım Başbakan Ahmet!...
N’olucak şimdi? 
Eyvah, eyvah ki ne eyvah! 
Yandın yiğidim şimdi sen!
Son G-20 Toplantısında Yolsuzlukla Mücadele Dönem Başkanı da seçildin.
Artık nerede yolsuzluk var, nerede hırsızlık var, nerede rüşvet dönüyor üzerine gitmek zorundasın!
Hırsızlık yapan ister Cumhurbaşkanı, ister Başbakan, ister Enerji Bakanı, ister Cumhurbaşkanı oğlu, ister Tapu memuru olsun ensesinden yakalayıp, Adalete teslim edeceksin!
Öyle eski Türkiye’de olduğu gibi;
Almanya Deniz Feneri e.V davasında milyonlarca avro’yu iç edip, pavyonlarda metresleriyle yiyen “SADAKA HIRSIZLIĞINDAN” mahkûm olmuş kişilerin Türkiye davalarını yıllarca süründürmek artık olamaz, olmamalı!
Bu hırsızları devletin en üst makamlarına oturtup, “Devlet Korumasına” almak yok! Hırsızları kollayıp, davanın Savcılarını yargılamak olamaz, olmamalı…
Dönemin Başbakanı Recep’in oğlunun vakfına tek seferde 100 Milyon Dolar bağışın, ne karşılığı yapıldığı, bu iş için hangi imar değişikliklerinin gerçekleştirildiğini saklamak, gizlemek, üzerini örtmek olamaz, olmamalı…
Devletten ihale alan dünün inşaat kalfalarını “Büyük İşadamı” yapıp, bunlardan alınan avantalarla oluşturulan “Haram Havuzu” ile gazete-televizyon satın almak ve insanların üzerine saldırtmak olamaz, olmamalı…
Başbakan Ahmet’e bu konudaki ilk görevini, izninizle sizin adınıza veriyorum;
Başbakan Ahmet, sen “G-20 Yolsuzlukla Mücadele Dönem Başkanı” olduğun gün, Türkiye’de bir bomba patladı! Bak anlatayım;
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi, 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili tapelerin (ses kayıtlarının çözüm metni) “DOĞRU”olduğunu kabul etti ve açıkladı!
Hani Bakanlarla-Bakan çocukları arasındaki konuşmalar, Reza ’nın önüne yatan Bakan’ın konuşmaları, dönemin Başbakanı ile oğlunun yaptığı “Sıfırlama” konuşmaları vardı ya, işte onların hepsi gerçekmiş, iyi mi?
Şimdi sen öncelikle 17 Aralık soruşturmasında “Takipsizlik Kararı” veren Savcı’nın Adalet Bakanına şunu sormalısın;
“Yahu Bekir, bu Savcı Adli Tıp raporunu niçin beklemedi? Raporu beklemeden nasıl takipsizlik kararı verebildi? Acaba bu Savcıya baskı mı yapıldı?
Şu işi araştır, bu Savcı Paralel mi, dikdörtgen mi, daire mi, nedir bu yahu?”
Birde, TBMM Araştırma Komisyonunu çalıştır. Hırsızlık-Yolsuzluk-Rüşvet gibi pis işlere kim bulaştı ise onların dokunulmazlıklarını kaldır.
Gitsinler, aklanıp gelsinler! Tamam mı, Başbakan Ahmet?
Yakala şu hırsızları, Başbakan’ı olduğun Türk Milletini kimlerin soyduğunu ortaya çıkar.
Kimseden korkma, bak arkanda artık bütün dünya var…
Mahalle Camisinde, cemaat hırsızlardan bıkmış. Her Cuma namazında birkaç kişinin ayakkabıları çalınıyormuş! Ne yaptılarsa çare bulamamışlar.
Emekli Polis Rasim, “Ben bu işi hallederim, iş bende” demiş ve eskiden tanıdığı birini camiye bekçi yapmış. O günden sonra hiç hırsızlık olmamış.
Cami Hocası, nasıl yaptın diye sormuş?
Rasim; “O bekçi yaptığım kişi var ya, o eski hırsızdır. Polislik günlerimden tanırım. O burada olduğu sürece hırsızlık olayı olmaz, gönlünüz rahat olsun”demiş.
Dünyada, yolsuzlukların en fazla yapıldığı ülkenin Başbakanını dönem başkanı seçmişler ya, yukarıdaki fıkra aklıma geldi. Bizimle ne alakası varsa…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder