26 Şubat 2015 Perşembe

BİR ÜLKE ŞEHİTLERİYLE VAR OLUR & HEPİMİZİN BAŞINDA ÖLÜME (EBEDİYETE) YOLCULUK; (Mazlum ölümler için), Cemal ÇALIŞKAN

BİR ÜLKE ŞEHİTLERİYLE VAR OLUR
CEMAL ÇALIŞKAN
Bu seneki Şubat ayı, soğuğuyla olduğu kadar ölümleriyle de tarihe geçti. Bu ülkede ister katil eliyle olsun, isterse kaza ile olsun ölümler iyice mutat haline geldi. Hangi eve ateş düştüyse, o evde ağıtlar yankılandı. Diğer evler habersiz kaldı. Bu gidişle her evde ağıtlar yankılanacak gibi.
Malatya’daki eğitim uçuşuyla şehit olan komutanlarımızın uçakları için yeterli güvenlik tedbirleri alınıp alınmadığına kimse inanmıyor. NATO işbirliği içerisinde olan askerler arasında en fazla eğitim uçuşu kazası bizim ülkemizde yaşanmaktadır. Genel Kurmay böyle kazaların önüne geçilmesi için çoktan daha titiz davranması gerekirdi. Gerekli tedbirleri almıyoruz nasıl olsa “ölenleri şehit ilan ” ediyoruz. Belki yakınları için bu bir teselli olabilir. Ama ülkemizde başta cami, kuran kursu ve şehitlik gibi kutsallardan istismara uğramayan ne kaldı? Hiç olmazsa kahraman şehitlerle, kaza şehitlerini farklı söylemler bulmak gerekir. Devlet bunun bir yolunu bulmalıdır. Artık ölümler mutat olmaktan çıkarılmalı halka bu ölümler mal edilmelidir.
Bu ülkede kutsal değerler, putperestlerin yaptığı gibi işine yarayınca kutsallaştırmak, yeri gelince de aşağılanacak nesneler haline dönüştürmek adet oldu. Ülkede insanın aklına gelmeyen şeyler başına geliyor. Nerdeyse Türk Milleti ve Türk bayrağı sözcüklerini bazı yerlerde söylemek gerçekten cesaret haline geldi. Hiçbir ülke kendi ismine ve bayrağına yasak koyarak ayakta kalamaz. Ülkede Türk ismi siliniyor, Türk bayrağı indiriliyor, bunu yapanlar cesareti nerden alıyorlar ki, tekrar etmeye devam ediyorlar.
Bugünkü bölücülere gösterilen müsamahalar Cumhuriyetin ilk yıllarında gösterilseydi; ne bugünkü vatan ne bayrak ne de bu devlet kalırdı. Cumhuriyeti kuranları suçlarken insaflı olmak zorundayız. Hala bazı zavallılar bunu idrakten uzaklar. İktidar isterse Türk’ sözüne övgü İstediği zaman da yergi yapıyor. İnsanların akılları karışıyor. Aynı seslendirmeyi yiğit gençler Üniversitelerde seslendirince başları belaya girip şehit oluyor.
 Eskiden millet olarak gurur duyduğumuz ne varsa, kötü gösterilmeye çalışılıyor. Ülke için zararlı bilinenleri nerdeyse ülkenin kullanması gereken ilacı oluyor. Eskiden ülke düşmanlarının yapmak istediklerini, yönetim kendi eliyle yüksek sesle seslendiriyor böylece aklımız karışıyor.
 Bazı adı ümmetçiler, fizanda ölen birileri için gıyabi namazı kılar da, şehitlerimiz için aynı şeyi yapmazlar. Hâlbuki fizanda öleni tanımazlar bile. Papağan gibi birisi söyler onlar da yerine getirirler. Takım tutar gibi taraftar olurlar. Malum çevreler Fatihte, hacı bayram camisinde yaptıkları gibi şehitlerimiz için de gıyabi cenaze namazı kılsınlar. Bu yapacakları ülke için de hayırlı bir başlangıç olur.
Vatan sevgisi imandandır. Peygamberimizin sözüdür. Vatan sevme heyecanı olan insanlar ve öğrenciler bayrağa ve Türklüğe hakaret olunca tepkisini içinde tutamıyor. Tutsa da devlete bıraksa güzel ama herkesten böyle yapmasını beklemekte haksızlıktır. Bölücüler göğüslerini gere gere bölücülük yapacaklar, yüzyıllardır bu toprakları idare edenler susacaklar. Akıl bunu kabul eder mi?  Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı canı gönülden isterse, yatağında bile ölse, Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.” Bu sözü duyan kişi, vatanı aleyhine yapılan kötülüklere sessiz kalamaz. Her şeyi devlet ve iktidar bilir denilirse, İşte Ukrayna örneğinde olduğu gibi halkın milli hisleri iğdiş olursa, devlet güçleri bu hainlerle günü gelir başa çıkamaz.
 Kuranda 35 yerde şehit sözü geçmektedir. Şehit ismi Allah’ın 99 isminden biridir. Şüheda şehidin çoğuludur. Şüheda ise, Kuranda 20 yerde geçer. Şehitlik öyle büyük ki, Allah’ın şehitlere tanıdığı imtiyazları peygamberlere bile tanımamıştır. Şehitlikle ilgili ayet ve hadisler çoğumuzca malumdur. Ben bu konuda Kurtubi tefsirinden okuduklarımı paylaşmayı uygun buldum. 1-Şehitlerin ruhlarını Allah alırken melekler hazır bulunur. Peygamberler dâhil diğer insanların ruhunu Azrail alır. 2- Hiç kimse cennete girdikten sonra yeniden dünyaya dönmeyi istemez. Yalnızca şehitler ister. 3- Şehitler, şehit olduğu esnada bütün günahları af olunur. 4- Ölürken şehide Cennetteki makamı gösterilir.5- Peygamberler yıkanırlar, kefenlenirler. Şehitler yıkanmaz kefenlenmez Kanlı elbiseleriyle namazları kılınıp defin olunur.6-Her ölene Peygamber bile olsa, öldü denir. Şehitlere öldü denmez. 7-Peygamberler dâhil, şefaat edeceklerin hepsi ahrette eder. Şehitler ise, her gün dünyada da şefaat eder8- Allah şehitlere cennette altından kanatlar takar ve aklımıza gelmeyen nimetleri ikram eder. 9-. Şehitlerin cennetteki makamları, kabirde anası-babası, evlatlarına ve kardeşlerine gösterilir. “ İbni Aşure göre şehitler, dünyadaki sevdiklerinin sevinç ve mutluluklarından haberdardır. Elmalıya göre, Allah dünyadaki üzücü olayları şehitlere bildirmeyecektir. Bildirse bile onları lütuf ve keremiyle üzüntüden koruyacaktır. Şehitler, Sizin dünyayı yaşama özleminizden daha çok şehit olup cennetteki makamların özlemini çekerler” Kuran’da ”Allah müminlerin canlarını, mallarını cennet karşılığında satın aldığını” bildirmiştir. “Allahtan daha doğru sözlü olan kim olabilir?”
***
HEPİMİZİN BAŞINDA ÖLÜME YOLCULUK 
(Mazlum ölümler için)
Cemal ÇALIŞKAN
Yunus Emre: Cümle âlem toprak ola, gülme gülme ağla gönül/ Gaflet ile yar olma/ Hırsa aldanıp kalma/. Başka şair: Neylersin ölüm herkesin başında/ Uyudun uyanamadın olacak/ Kim bilir kaç yaşında, Bir musalla taşında ne kadar saltanatın olacak”. 
Kızımız Özgecan Aslanın başına gelen ölümden Allah kimsenin başına vermesin duasını yapıyoruz ama buna benzer ölümlerin devam ettiğini basından öğreniyoruz. Dünya bir cennet, diğer yüzü cehennem. İnsanların en sert sınanacağı yer de dünyadır. Kimin ki, çok kolay, Özgecan Aslan kızımızın ailesi gibiler içinde çok çetin olmaktadır. Güzelliğini fark etmese masum, fark ederse mücrim. İnsanlar yaratılış icabı kendisini göstermek istemez mi?
Erkekler kendilerini istedikleri gibi göstermelerinde bir abeslik yok. Ama kadınlar aynı şeyi yaparsa, başta kendi ailesi ve yakınlarından olmadık kötü sözleri işitirler. Hani kadın erkek eşitti? Bu basit olayda bile eşit olamadılar. toplumun her iki türe karşı bakış açıları değişiktir. Hani Allah gizli bir hazineydi, kendisini göstermek için kâinatı ve canlıları yarattığına inanıyoruz. Niçin kadınlar kendilerini özgürce namusuyla erkeklerin yansıttığı gibi yansıttıklarında namussuzlukları aklımıza geliyor. Kendini göstermeyen oturaklı kızlarında alıcısı olmuyor. İkiyüzlülüğü toplum olarak terk edelim. Kendimizin yanlışlarıyla yüzleşmeliyiz. Toplumda erkekler namuslu olsa, kadınlar da namuslu olur.
Kıyamet gününde bugünkü büyük şehirlerde yaşayıp da süt gibi kalabilen gençlerimiz, hiçbir gölgenin olmayacağı kıyamet gününde arşı alanın gölgesinde gölgeleneceği müjdesini efendimiz bizlere vermiştir. Niçin bu müjde verilen gençlerden birisi olmaya rağbet etmiyoruz? Tarsus’taki öğrencinin başına gelenlerin bizim başımıza gelmeyeceğinden emin miyiz?’
Önceden toplumda kötülük yapanlara müdahale edebiliyordu. Fakat bizim yiğitlerin yaptıkları fedakârlıklar alkışlanacağı yerde, devlet görevlileri tarafından cezalandırılmıştır. karakollarda olmadık sorularla caydırıldılar. Parayla çalışan hiç polis ve jandarma kendisini böyle tehlikeye atarak ölümlü insanlara bulaşmak istemezler. Onlar toplumda gezer, polislerde görmezden gelir, o da kendi geleceğinden korkar. Böyle insanlar tek hücreli odalara konarak maddi yönden güçlerinin kırılması gerekir.
Özgecanın ailesine Allah sabırlar versin. Birisi şöyle demiş:” Ne akla inanıyorum ne ilme, Tevekkül güç isyan vahim” Şimdi bu kızımızın ailesi bu dava da kime güvenecek? Duyuyoruz ki iyi hal indirimi. O adam o iyi halini sucu işlemeden önce gösterecekti. Kahramanlığı cephede göstermek gerekir. Savaşın gerisindeki kahramanlık bir işe yaramaz. Bizim ülkemizde ceza mahkemeleri İstanbul Borsası gibidir. Ceza yasası havaya veya şahsa göre değişir mi? Maalesef bu ülkede her şey konjonktüreldir. Bir adam konuşur, ceza ağırlaşıyor, dolarda fırlıyor. Hâkimlik mesleği Mutlak Hâkim Allah’ın ve peygamberinin mesleğidir. Adalet devletin temelidir. Adalet olmazsa devleti de savunan kalmaz, düşmanlara devlet teslim edilir. Bu nedenle yüreksiz insanlar bu mesleğe talip olmasınlar.
Şimdi o kızın ailesi yerine kendimizi koyalım. Durum korkunç. İşiydin yaptığı gibi kızın diri diri kolunu kesmiş. Vicdanlı insanın buna nasıl dayanır? Olayı düşününce içimizin dayanamadığını biliyorum. Bu kızımıza gelmeden önce de daha korkunç olanlarını bu ülkenin kadınları yaşadılar. Seslerini kimse duymadı. Devlet koruması altındakiler bile öldürüldü. Polis yerine bir fedayı tutsaydı, yaşardı. Devletin iyi koruyamadığı belli oldu. Çünkü görevli polis sorumlu tutulmuyor.
Bu kadar toplumsal infial bu kızımızın için oluştu. Fakat facebookta bazı insafsızların paylaşımından utanç duymamak elde değil. kimi mini etekli miydi? Kim bilir şöyle miydi? Bu kafa yapısı, Edison’un insanlığa yaptığı katkıya kafa yormaz da, cennete girecek mi, girmeyecek Mi? giremez çünkü Müslüman değildir. Girer diyenlere de başka bir sıfat takarlar. Böylesi insanlardan Yüce dinimizi kurtarmak gerekir. Sanırım seni kimse anlamadı. Fakat sen dünyayı dolu dolu yaşadın. Cesurdun, akıllıydın. Kendine güvenin vardı. Bir erkek gibi güçlü davranıyordun. Bu nedenle kimse seni anlayamadı. Bu dünyadan erken ayrılmanın nedenlerinden biri belki de buydu. Sen kimseye ram olmazdın. Sen genç yaşta, insanlara faydalı olacağın bir çağda vahşice kurban oldun. Bak şair senin gibiler için ne diyor: “Bir mühür gibi bastılar bağrıma seni/ Ağzı ve gözleri genç olan gövden/ Hırçın bir denize dönüşmüştür/ Kur’an Kerim’de “Biz Allah’tan geldik; yine Allah’a döneceğiz” diyenleri ödüllendirmektedir. Şimdi senin yokluğuna ailen ve sevenlerin nasıl alışıp sabredecektir? Sen rahat uyu. mezarında rahat uyu. Nur içinde yat. Ruhun şat olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder