4 Haziran 2015 Perşembe

TARİH BOYUNCA TÜRKLER VE HAKANLAR, Cemal ÇALIŞKAN & Hasretli Yıllar...

TARİH BOYUNCA TÜRKLER VE HAKANLAR
Cemal ÇALIŞKAN
            Türklerin seçkin bir millet oldukları tarihte sabittir. Nede şudur. Hz. İbrahim’in üçüncü hanımı Kantura Turan soyundan Bir Türk hakanın kızı prenses Asena’dır. Arap bilgini Cahıza göre Hz. İbrahim’in dört oğlu Horasana gitmiş, Horasan Türkleri bunlardır. Türkler her zaman” Babamız Hz. İbrahim, amcamız İsmail’dir” demişlerdir. Kerbela'da Azerbaycan’dan gelen atlılar yardım etmek isteyince Hz. Hüseyin ”siz Zeynel Abidin’i korun, götürün” emrini verir. Atlılar Zeynel Abidin’i alıp Azerbaycan’a Geri dönerler. Türklere siz Müslüman değilsiniz niçin bu tehlikeye atıldınız? Sorusuna onlar bizim amcamızın oğlu, diye cevap vermişlerdir. İşte kimin milletindensin sorusuna cümlemiz” Hz. İbrahim’in milletindeniz” cevabını vermemiz bundandır.
            Hz. Peygamberimizin Mekke’yi fethi ettiğinde Hz. Ali, Kâbe anahtarını zorla Osman bin Talha’nın elinden alıp efendimize teslim eder. Anahtarı amcası Abbas’ın İstemesi üzerine Kurandan”  İşleri ehline teslim edin” emri gelir. Anahtar Hz. Ali eliyle Osman bin Talha’ya teslim edilir. Tarihçi Erol Çal’ının eserinde” Türkler İslam’ın son karakolu olduğu” bildirilir. Türklerin vazifeli bir millet olduğunu söyler. Kuranda çoğumuzun bildiği “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir milletsiniz. Çünkü siz iyiliği emreder, kötülüğü nefyedersiniz” ayeti müfessirler tarafından Bu milletin Türkler olduğu söylenmiştir. Osman bin Talha’nın Kâbe’nin bakımına en ehliyetli kişi olduğunu beyan edilmiştir. Osman’ın Suruç kabilesinden olduğu söylenir. Bu kabilenin Orta Asya’dan geldiği Arapça eserlerde yazmaktadır. Bu kabile kılıç yapmakta çok ileridir. Peygamberimiz zamanındaki bazı kılıçların üzerinde ay-yıldız resimlerinin var olduğu kesin görülmüştür.  İşte bu Türkler Hz. İbrahim’in evlendiği Kan tura Türklerinden olan üçüncü hanımı Asena’nın çocuklarıdır.  İbni Arabi’nin Osmanlıdan 300 yıl önce yazdığı Şecere tün Osmaniye isimli eserinde ”Allah yakında Osmanlı diye bir millet getirecek, sahabeden sonra İslam’a bunlar kadar hizmet etmiş ikinci bir millet olmayacaktır. Ne vakit ki, “Sin, Şina girer. Benim kabrim açığa çıkar” demiştir. Yavuz Selim “Şam’a girince ibni Arabi’nin kabri bulunmuştur. Sait Nursi” ey Türk kardeş! Bilhassa sen dikkat et, senin milletin, İslam’ın içerisinde kaybolmuştur. Ondan uzaklaşırsan mahvolursun. İslam'la bu aziz millet tarih boyunca aynı yolda buluşmuştur.
            İslam öncesi Mete Hanı ele alalım. Milletin varlığını tehlikeye atmamak için Çinliler atını isterler verir, hanımı ve kızını isterler kabul eder. Sonunda toprak isterler. Bu söz üzerine Mete Han diklenir ve tarihi sözünü söyler. At, avrat ve evlat benim şahsi malımdı, onları verdim. Fakat toprak milletin malıdır, onu veremem cevabını vermiştir. Günümüzde bazı siyasiler ailelerinin çıkarı için milleti ateşe atmaktan kaçınmıyorlar. Bunlar Türk tarihinden habersizler. Kendilerini tatmin etmek isteyenler, İnsanları zindana tıkarak gerçekleri milletten gizleme istekleri mi?
            İkinci örnek: Fatihin oğlu şehzade Cemden söz edelim. Abisi 2. Beyazıt’la Padişahlık için yaptığı savaşı kaybedince Ak deniz Korsanlarının eline düşer. Deniz Korsanları büyük paralar karşılığında İtalyan, Papaza satarlar. Papada Cem kullanarak 2. Beyazıt’tan yüksek paralar ister, Devletin güvenliği için istenen paralar ödenir. Bu paralar karşılığında Cem tutsak olarak tutulur.  Sultan Cemi Hristiyan olması istenir. Osmanlıya açılacak savaşta Cem askerlerin başına geçmesi için zorlanır. Fakat bu hain istekleri Cem kabul etmez. Baskılara Sultan Cem fazla dayanamaz. Yüzüğünde bulunan gizli zehirle hayatına son verir. 2. Beyazıt padişahlığı Cem’e bıraksaydı, Osmanlı için daha mı, hayırlı olurdu? Çünkü savaş bilgisi ve cesareti 2. Beyazıt’a göre üstündü. 
            Gelelim yaşadığımız zaman dilimde yaşananlara. Büyük Millet Meclisinin aldığı kararla 3 Mart 1924 tarihinde 600 yıllık devleti yöneten Hanedanlık mensubu Halifelik kaldırılır. Ve Osmanlı Hanedanlığına dâhil kadınlar ve erkeklerin tümü Türkiye’den çıkarılmasına karar verildi.  Son Osmanlı halifesi Padişah Vahdettin ülkeden çıkarken devlet hazinesinden kuruş para almaz. Kendine ait olanları bile götürmemiştir.
Günümüzde, siyasi liderlerden Paralarını İsviçre Bankalarına yatırmayan yok. Buna dindar, Milliyetçiyiz diyenler de dâhildir.  Neden Ülkenin bir türlü düzlüğe çıkamadığına bunlar belge niteliğidir.  Yaptıkları cami, Kuran Kursu, dindarlık bağırtılarına hep gönüllerini insanlarımız açılmış, ucuz oy avcılarına av olmuşlardır.  Hiçbir zaman bunları sorgulamamışlardır. Kendilerine büyük haksızlığı yapanlar, ceplerine ve mallarına göz dikenler hep din adını kullananlar olmuştur.  Osmanlıyı yok eden de bu zihniyetlerdir.
            Osmanlı oğulları, dışarıda çok trajediler yaşadılar. Onlardan hiçbiri bu yaşamlarını kullanarak devlete zarar vermediler. Abdülmecid’in torunu Mısırda yaşarken başta Cemal Gürsel olmak üzere, yetkililerden sade bir vatandaş olarak vatanda yaşamak ve ölmek istiyorum izin verin dedi.  Olumsuzlukla karşılandı.  Abdülhamid’in Fransa’da yaşayan Kızı Zekiye Sultandır. Öldüğünde vatanına gömülmeyi istedi.  Ölümü Türkiye’ye getirilmesine izin verilmeyince 30 yıl bir kilise de cenazesi saklı kalmıştır. Sahip çıkmayınca 30 yıl sonra Fransa’da Nice de belirsiz bir yere gömüldü.
            ***
Şair-Yazar
CEMAL ÇALIŞKAN
       HASRETLİ YILLAR

Hasretinle geçti bunca yıllarım,
Yıllardır bir tek, sana hasretim,
Bazen sevincimdin, bazen kederim
Bitmesin ömrümde, sana hasretim.

Bölünür gecelerde uykularım
Rüyama gelir doğar ışığın,
Aydınlanır biter sana hasretim
Günüme zinde başlar giderim.

Bulduysam yaşamımda bir anlam,
Ayım günüm neşe dolar yaşarım;
Gündüzü gecemin anlamı sensin,
Sensiz geçen günlerime şaşarım.

Havada rüzgâr kül rengi eser,  
Gökler yaşlarını, hep yere döker,
Ormanın yeşili gönül’ deşeler,
Bende mavilik seninle güzel…

Bulurum içimde seni ararım,
Zeytin renkli gözlerine bakarım;
Seninle hayatı,  güzel yaşarım.
Besmeleyle dua eder yaşarım

Yollara düşmekle geçti yıllarım,
Aşığınım senin durmaz ağlarım,
Bir deniz mavisiyle bakar gözlerin,
Kement attım yollarını beklerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder